İTALYA’LI ZEYTİNCİLERİN DİDİM GEZİSİ

September 7, 2017

 

 

 

Didim Ziraat Odası, 18 Ekim 2010 ve 19 Şubat 2011 tarihlerinde İtalya’ya zeytincilik ve zeytinyağı işletmeciği konularında incelemelerde bulunmak üzere geziler düzenlemişti.
Biz, birinci gezide zeytin bahçelerini ve zeytinyağı fabrikalarını, işletmelerini gezmiştik.
İkincisinde ise Rimini şehrindeki Akdeniz Ülkeleri Gıda Fuarına katılmıştık.
Konu zeytin olunca, İtalya Zeytinyağı Birlikleri ve Akdeniz Zeytinyağı Ülke Birlikleri, Başkanlıklarını da ifa eden Enrico Lupi ve arkadaşları ile kendiliğinden sıcak bir dostluk da oluşuverdi.
İtalyanlar da bizim davetimizi kabul ederek 1Nisan 2011 tarihinde Didim’e geldiler.
İtalyan Heyetinde bulunanlar şu kişilerdi:
Enrico Lupi, Francesco Lombardo (İtalya Zeytinşehirleri Birliği Kıdemli Başkan Yardımcısı), Antonio Savino Santeralla ( İtalya Zeytinyağı Şehirleri Birliği Başkan Yardımcısı/ Foggio Tarım İl Bakanı / Avrupa Parlamentosu Üyesi / Candela Belediyesi Başkanı), Antonio Balenzano (İtalya Zeytinyağı Şehirleri Birliği, Uluslar arası İlişkiler Danışmanı).
***
Bay Lupi, bize Uluslararası Akdeniz Diyeti Konferansına/Formuna katılmamızın bizim için faydalı olacağını, talep etmemiz halinde davet edebileceğini, konuyu düşünüp değerlendirmemizi tavsiye etmişti. Lupi şunları söylemişti:
“6-7 Mayıs günlerinde organize olacak Uluslararası Akdeniz Diyeti Konferansına Türkiye de katılmalıdır. İtalya’yı Tarım Bakanlığı temsil edecek. Katılırsa Türkiye de tanıtılacak. Avrupa Tarım Komisyonu Uluslararası Zeytin Birliği katkıda bulunacak.
6-7 Mayıstaki konferansta ikinci önemli konu, Akdeniz ülkelerini içeren bir temelin atılması.
8 yıl önce bir çalışma vardı. Zeytinyağı kasabalarını içeren bir birlik olacaktı. AB, proje üretmek için her ülkeden bir kasabayı finanse edecekti. Merkez Madrid’ti. Küresel krizle çalışma akim kaldı.
Bu gerçekleşmeyince bu ve benzeri çalışmaların en az masrafla internet üzerinden yürütülmesine karar verildi. Bakanlığınızın haberi olsun.”
Gelmeden önce bu daveti gerçekleştirdiler. Davete gitmeden önce yapmamız gerekenler de vardı:
“Önümüzdeki İmperia’da düzenlenecek olan Akdeniz Beslenme Forumunu başlatıyoruz ve ekte 5-6-7 Mayıs 2011 tarihlerinde bu formla ilgili yolculuğunuzu ve durumunuzu ayarlayabilmeniz için ön davetinizi ve formun ilk taslak programını bulabilirsiniz (resmi program Nisan ayının ortasına kadar bildirilecektir).
Rimini de konuştuğumuz üzere iki türlü katılım/girişim şekli olacaktır:


1- Akdeniz Beslenme Forumu tarafı olmak (Yunanistan’ın olduğu gibi)
2- Yeni “Akdeniz ülkeleri Zeytin Yağı Şehirleri Birliği” kurucusu olmak

1) 6 Mayıs 2011- öğleden sonra- siz (Türkiye olarak) aşağıda listelenmiş temalardan birini seçerek takım çalışmasının bir parçası olacaksınız.
· UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası gibi Akdeniz diyeti
· Sızma Zeytinyağı: Akdeniz diyetinin önemli bir besini
· Gıda bölgeleri: Akdeniz Zeytinyağı Şehirleri
· Bir peyzaj değeri olarak Zeytin ağacı ve zeytinlik
· Bir pazarlama aracı olarak Akdeniz beslenmesi
· Sağlıklı bir değer olarak Akdeniz beslenmesi
· Akdeniz beslenmesi: beslenme eğitimi hakkında konu
· Akdeniz zeytinyağı: korumak için manzaralar; gelenek ve işin nasıl yapılacağını bilmek.

 

Bu buluşmada (yaklaşık 1 saat) diğer ülkelerin katılımcılarıyla bir çalışma grubunun parçası olacak seçtiğiniz konuyu nasıl ilerleteceğinizi tartışacaksınız. Kasım ayında İmperia’da seçilen konu ile ilgili; sonuçları almak istiyoruz. Nihai raporu hazırlamak için, belki bir ya da iki ülke sizinle işbirliği yapabilir ve sizin uzmanlarınızla irtibat kurabilir. (Bunlar, üniversite, kurum, kuruluşlar, vs. olabilir.)

Yapmanız gerekenler nelerdir?

 

a) 5-7 Mayıs 2011 tarihlerinde İmperi’da olacağınızı onaylamak,
b) Çalışma Grubunuzu seçmek,
c) Sunacağınız tema hakkında bilgi sahibi olmak ( önümüzdeki 6 ay içinde Üniversitelerle veya konu üzerinde çalışacak başka kuruluşlarla tartışmak, görüşmek)

2) 7 Mayıs2011- sabah-Uluslar arası Zeytinyağı Birliği Başkanı Akdeniz ülkeleri zeytinyağı şehirleri birliğinin kurulacağını ilan edecek ve birliğin Madrid’deki merkezinde 2011 sonbaharında birliği oluşturmak üzere bir iyi niyet protokolü imzalanacak. Bundan sonra ağ üzerinde haberleşmeyi sağlayacak bir temsilciyi belirleyeceksiniz.

***

1 Nisan 2011 günü akşamı misafirlere hoş geldiniz yemeği ve tanışma ile geçti.

İkinci gün, önce Milet Harabeleri ziyaret edildi. Sonra Balat ve Akyeniköy’de bulunan zeytin tarlalarına gidildi. Fevzipaşa mahallesinden başlayıp, Akyeniköy, Akköy ve Balat köylerindeki zeytinliklerle devam eden Tarım Bakanlığımızca da desteklenen “Yeşil Kuşak” projesi anlatıldı.
Didim’de yaklaşık 40.000 dekar alanda 1.000.000 adet civarında 1ilâ 10 yaş arasında zeytin ağacı mevcuttur. Bu alan “yeşil kuşak” olarak isimlendirilmiş olup projenin gerçekleştirilmesi halinde Didim’in turizm ile anıldığı kadar zeytincilikle de anılmasını, bir zeytin şehri olarak da bilinip tanınmasını sağlayacaktır.
Biz İtalya gezilerimizde pek çok zeytinlik ve yağ fabrikası görüp gezmiştik. İtalyanları, Didim Fevzipaşa mahallesindeki ARRAY Zeytinciliğe götürdük. Burada ziyaretçilere açık büfe kahvaltı ile kekik, pul biber vb. baharatlarla sofralık zeytin ve zeytinyağı örnekleri sunuldu. İncir, zeytin ve zeytinyağları hediye edildi.

Didim’in şirin beldesi Akbük’e gidilerek sahil lokantasında kebap çeşitleri ve zeytinyağı kullanılarak hazırlanan salata ve mezeler yenildi. Hava yağışlı olmasına rağmen sahilde manzara eşsizdi.

Didim’deki Ziraat Odası Dairesine gidilerek misafirlere burası tanıtıldı. Çay ikramından sonra Didim’deki zeytincilik, devlet destekleri ve yeşil kuşak projeleri anlatıldı.

Sonra otele dönüldü. Bay Lupi, Otelde Akdeniz Diyeti Formu hakkında geniş açıklamalarda bulundu.
***
İtalya’da özellikle heykel ve mimarinin bin bir örneğini her yerde kolayca görmek mümkündür.
Bunların tamamına yakını Hristiyanlıkla ilgilidir. Hiçbir Hıristiyanlık eğitimi almamış bir İtalyan sadece kiliselerde, müzelerde ve sokaklarda gördüğü heykel ve sanat eserlerinin tarihi ve mistik kaynaklarını öğrenebilse dini bütün bir hristiyan olması için yeterlidir. Bütün bu eserlerle sanki İncil bir kere daha yazılmıştır.
Güzel sanatların her dalı küçük şehirlere kadar bilinir.
Bize, San Gimianio’da modern resmin örneklerinden biri hediye edilmişti.
İtalyanların bir öğüdü fevkalade kayda değerdir: “Zeytin ve zeytinyağını kendi kültürünüz ile tanıtın ve pazarlayın.”
Ben de İtalyan dostlara eşim İlknur Hanım tarafından yapılmış ebrulardan hediye ettim. Tercüman Gaye Hanım ebru san’atını ve ebru yapımını anlattı.
***
İtalya’ya yaptığımız birinci gezide karasu meselesinin nasıl çözüldüğünü pek çok kişiye sormuş Bay Lupi ile karşılaşana kadar doyurucu bir cevap alamamıştım. Bilgi sahibi olduğunu zannettiğim Lupi’ye taciz derecesinde sorular sormuştum. İkinci gezide Bay Lupi bizi bir Üniversitenin akademisyenleriyle tanıştırdı. Akademisyenler bize henüz proje aşamasında olan çalışmalarını anlattılar. Broşürler verdiler.

Sonra Ege Üniversitesi Kimya Profesörü Erdinç Hoca ile tanışınca onun karasu hakkındaki çalışmaları ve Bayındır’da kurdukları arıtma tesisi hakkında bilgi sahibi olmuştum. Erdinç Hoca, İtalyan misafirlere bir sunum yapması hakkındaki teklifimi memnuniyetle kabul etti. Didim’e gelerek misafirlerimize çalışmaları ve tesis hakkında bilgiler verdi.
Bay Lupi de bana İtalyanca ve İngilizce olarak hazırlanmış bir kitapçık vererek bir karasu arıtma sistemini anlattı. Modüler olduğunu, sadece bir işletme için kurulup büyütülebileceğini, ayrıntıları ve fiyatını Mayıs ayında İtalya’ya gittiğimizde üretici firma ile görüşebileceğimi söyledi.

Akşam otelde ikram edilen yemekte, salatalar ve 16 çeşit zeytinyağlı vardı.
Böylece Türk Mutfağında zeytinyağının yeri, önemi ve ne kadar çok yemek çeşidinde kullanıldığını İtalyanlar bizzat görmüş oldular. Bu Akdeniz Diyeti için de kim bilir ne kadar ipuçları vermiştir.
Ziraat Odası Başkanımız Bahattin Gökdemir, birinci ve ikinci İtalya gezilerimizi ve sonuçlarını anlattı. Faydalı ve bilgilendirici olduğunu vurguladı. Mayıs davetini açıkladı. Aydın’dan da resmi kurum ve odaların katıldığını, zeytin dalının gölgesinde gelişen bu dostluktan duyduğu memnuniyeti ifade etti.
Sonra Bay Lupi söz aldı. Misafirperverliğimizi övdü. Teşekkür etti. Karşılık ziyareti için ve aynı zamanda Akdeniz Diyeti Formuna davet etmek için geldiklerini ifade etti. Sözlerini şöyle sürdürdü:
“ Unesco’nun organizesiyle yapılan forma herkesin katılmasını bekliyoruz. Akdeniz ülkeleri için ekonomik bir yol da açacaktır. Forumda kıyı ülkelerini içine alacak bir zeytin kültürü bilgi ağı kurmak istiyoruz.
Türkiye’yi de ağa almak ve bilgileri paylaşmak istiyoruz. Akdeniz ülkeleri politik ve stratejik olarak da önemli bir konumdadırlar.
Son zamanlarda Libya’da yaşanan sıcak gelişmeler dünyanın dikkatini çekiyor. Türkiye’nin de bu vesileyle yükü ağırlaştı. Akdeniz ülkeleri olarak tarım alanında AB den çok destek bekliyorum. Toplumların refahı ve refahın adil paylaşımı sayesinde savaşların ve bu kargaşaların biteceğine inanıyorum ve ümit ediyorum. Dolayısıyla Akdeniz Ülkelerinin, Türkiye’nin İmperiya’ya (forma) katılmasını yürekten istiyorum.
Bu birlik ticari bir birlik değildir. Zeytin ve zeytinyağının tanıtımı kullanımının artıtrırlması bu kültürlerin ve tecrübelerin paylaşılması amacını gütmektedir. Şu an için alışveriş için burada değiliz.

Bu Zeytin dalının bütün ülkeleri birleştirmesini diliyorum.
Birliğimizin 155 şehri var. Barışın sembolü olan bu gümüş zeytini (heykelciğini) herkesi temsilen kaymakam Bey’e sunuyorum.”

3. Günün programı Kuşadası ve Efes’e yapılan ziyaretlerle devam etti.
Önce Kuşadası’ndaki Değirmen Tesislerine gittik. Bizi Gürsel Tonbul Hanım karşıladı.
İtalya’da Trevi bölgesinde bir zeytin müzesini ziyaret etmiştik. Bu müze çok ilginçti.
Türkiye’de, komşu ilçemiz Kuşadası’nda İtalya’daki bu müzeden daha iyi kurulmuş, hazırlanmış bir zeytin ve zeytinyağı müzesiyle karşılaşmak bizi hem şaşırttı, hem de mutlu etti.
Misafirlerimizin de böyle bir şeyi hiç beklemedikleri hayranlıklarından ve hayretlerinden anlaşılıyordu.

Geziye buradan katılan hem İtalyancası hem de Fransızcası ile daha önceden de tanıştığı misafirlerimizle sıcak bir diyalog kuran Ulusal Zeytinyağı Konseyi Başkanı Mustafa Tan Bey’in bizzat müşahedesi de aynı yöndedir:

“Sayın Lupi ile genelde fransızca yaptığımız söyleşilerimiz sırasında olağanüstü hayrete düşmüş yüz ifadesi ile bildiği tüm dillerde ağzından döküldüğü öncelikli kelimeler “inanılmaz, muhşem, tebrikler” oldu…”

Gürsel Hanım bizi tamamı 2.500 dönüm olan çiftliğin, hayvanların, seraların, değirmenin, restouran ve diğer eklentilerin bulunduğu 150 dönümlük kısmını gezdirdi.
Değirmen Kahvesi olarak düzenlenmiş bir yapının değiştirilerek turistlerin zeytinyağlı yemekleri öğrenip bizzat hazırlayacakları bir aşhaneye dönüştürüleceğini söyledi.

Sonra yemek için gerçekten büyük bir özenle tanzim edilmiş, bütün yiyeceklerin organik olarak hazırlandığı restourana geçtik. Ortamın ve yemeklerin ihtişamına misafirlerimiz hayranlıklarını gizleyemediler.

Gezinin sonraki bölümü için Efes’e Meryemana’ya gittik. Bu ziyaretten sonra Efes harabelerini, yamaç evleri, kütüphaneyi, tiyatroyu ve diğer görülecekleri gördükten sonra Kuşadası’na döndük.
Biraz çarşı turu ve alışveriş yapıldı. Bir balık lokantasında, misafirlerimizi hayran bırakan Türk yemekleri, zeytinyağlılar ve balık ziyafetinden sonra vedalaşıp ayrıldık.

***

Sizin zeytininiz yok zeytinyağınız yok İtalya’da ne işiniz var denebilir?
Didim’de, sadece “yeşil kuşakta” 1.000.000 adet zeytin ağacı olduğunu yukarda belirtmiştik.
Bilindiği üzere tütün kotası konana kadar Akhisar dâhil kadim zeytincilik geleneği ve yetiştiriciliği olmayan bölgelerde tütün tarımı öndeydi.
Akhisar tütüncülükten zeytinciliğe -belki de Ayvalık vb. kadim zeytin alanlarına yakın olduğundan- çabucak geçiverdi ve kadim zeytinci bilinen bölgeleri yakaladı. Şimdi zeytinle anılmaktadır.
Didim ve çevresinde tütünden zeytinciliğe geçişin aynı hızla ve başarıyla gerçekleştirildiğinin söylenemeyeceği açıktır.
İtalyanlar, elle doldurarak su şişeleri ile değil de markalı ve sağlık kurallarına uygun şişelerle zeytinyağı satmaya 45-50 yıl önce başlamışlar.
Zeytinyağı konusunda otorite olmuşlar. Kuralları kendileri koyuyorlar. Dünya’da Zeytinyağı denince akla geliyorlar. Bu yüzden, hiç tartışmadan, rahatça 1 kğ zeytinyağını 64 Tl den satabiliyorlar.
Sahada otorite oldukları, sektörün talep ettiği kalite standartlarında yetiştiricilik yapıyor olmaları ve markalaşmayı uzun yıllar önce başardıkları için organik üretim yapmaya gerek bile duymamaktadırlar. Dünyadaki tüketiciler tarafından “Made in Italy” ibaresi her türlü organik sertifikasından daha çok önemsenmektedir.
Biz Didim olarak şimdiden 1.000.000 adet zeytin ağacının yetiştirilmesi, bakımı, işlenmesi ve pazarlanması ile başbaşayız. Bunu nasıl başaracağız?

Bütün bu seyahatler ve görüşmelerde bu sorunun cevabını aramaktayız.
Tabi ki çevre il ve ilçelerde başarılı olmuş, üretim standartlarıyla kabul görmüş, markalaşmış işletmeleri de gezip incelemekteyiz.
Bütün bunların sonucunda varmak istediğimiz hedef İtalyanlarla, çevre işletmeler ve akademisyenlerle yapacağımız bilgi alışverişleriyle Didim’i turizmin yanında zeytinciliğin de hakkını veren zeytincilikle de anılan bir belde haline getirmektir.
Hatta daha da ileri bir hedefle, yeşil kuşağın organik zeytin üretim alanı olarak belirlenip Didim’in organik zeytinciliğin merkezi haline getirilmesi sağlanmalıdır.

BEKİR İŞLEK

4 Nisan 2011 Didim

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload

Featured Posts

I'm busy working on my blog posts. Watch this space!

Please reload

Recent Posts

December 26, 2018

September 7, 2017

September 7, 2017

September 5, 2017

Please reload

Search By Tags
Please reload

Follow Us
  • Facebook Reflection
  • Twitter Reflection
  • Google+ Reflection
Zeytinseli Zeytincilik Hayvancılık Gıda Tarım İnşaat Turizm İthalat ve İhracat Limited Şirketi
 
Adres:
Akköy Mah. Mezarlık Boğazı Mevkii No:18 Akköy-Balat Yolu Üzeri Didim/AYDIN
Telefon:
0 505 284 02 88          0 256 875 55 26 
Müşteri Hizmetleri
Kurumsal
Ürünlerimiz
Zeytin
Zeytinyağı
Kantaron Yağı
Sabun
Organik Yeşil Zeytin
Organik Siyah Zeytin
Organik Zeytinyağı
Ödüllü Zeytinyağı
LİKYA ORGANİK SERTİFİKA NO: TR-OT-31.15.0662-2019
LİKYA ORGANİK SERTİFİKA NO: TR-OT-31.15.0662-2019-01